Hititler

Anadolu Yarımadası’nın bugün için bilinen en eski adı Hattuşaş Ülkesi idi ve bu topraklar 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak bilindi.[5] Bu isim o kadar yerleşmişti ki Anadolu’yu istila eden Hititler bile yeni yurtlarından söz ederken Hatti Ülkesi ismini kullanmışlardır. Oysa sonradan yine çivi yazılı tabletlerden öğrenildiğine göre, söz konusu Hint-Avrupalı halk kendini Nesice konuşan Nesililer olarak anıyordu.[6] Ancak Hitit biçimindeki adlandırma, Eskiçağ tarihi çevrelerinde yaygın kabul gördüğü için bu adlandırmayı değiştirmek hayli güç oldu. Zaten filologlar söz konusu Hint-Avrupalı kavim için Hatti sözcüğünü olduğu gibi almayıp, onun Ahd-i Atik’de zikredilen “Heth” ve “Hittim” şeklinden esinlenerek Almanca Die Hethiter, İngilizce The Hittites, Fransızca Les Hittites ve İtalyanca Gli Ittiti deyimlerini türetmişlerdir. Türkçede ise önceleri Eti sözcüğü kullanılmış, sonrasında ise Hitit deyimi yerleşmiştir.

Anadolu’ya geliş yönleri hakkındaki teoriler arasında, Kafkasya üzerinden, Çanakkale Boğazı’ndan ya da Karadeniz’den geldikleri yönünde görüşler ağırlıktadır. Genel kabul edilen görüş, Kafkasya üzerinden Anadolu’ya geldikleri yönündedir. İlk yerleşim yerleri ise Hattuşaş’dır. Pithana’nın oğlu Anitta zamanında başkentleri Neşa (Kaniş-Kültepe) olmuştur. Anitta, Hitit krallığının başkenti olan Hattuşaş’ı (Boğazköy), çok büyük hazineleri olduğunu tahmin ederek kuşatmış fakat şehirde herhangi bir şey bulamayınca kızarak şehri tamamen yakıp yıkmış ve ünlü lanetini savurmuştur: “Geceleyin yaptığım bir saldırı ile şehri aldım. Yerine yaban otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuşaş’ı yeniden iskân ederse gökyüzünün (Fırtına Tanrısı’nın) laneti üzerinde olsun.” Daha sonra Anitta’nın soyundan gelen torunu Hattuşaş’ı bu kez Hitit krallığının başkenti yapacak ve kendisine de “Hattuşili” adını verecektir. Hattuşaş antik kalıntıları bugün UNESCO’nun Dünya Kültür Mirasları listesinde yer almaktadır. Hititler yerli halkın ekonomik ve kültürel etkilerinden etkilenerek dil ve dinlerini benimsemiş ve ırklarını Hatti ırkının içinde eritmişlerdir.

Hititler, Asurluların Anadolu’dan çıkmak zorunda kalmasıyla devlet idaresini ellerine almışlardır. Anadolu’nun yerli halkıyla kaynaşıp Hitit Devleti’ni kurmuşlardır. Bu devletin kurucusu Labarna’dır. Başkenti ise Hattuşaş’dır. (Boğazkale). Hitit tarihi MÖ 1650 – MÖ 1450 Eski Krallık Devri ve MÖ 1450 – MÖ 1200 İmparatorluk Devri olmak üzere iki safhada incelenir. Hitit Devleti’nin kuruluşundan itibaren, sanattaki Mezopotamyalı unsurlar kaybolarak, Anadolu’nun yerli sanatıyla birleşmiştir. Sanatta, boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır. Mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları ve orthostatlarla (bina cephelerinde alt sırada yer alan kabartmalı taşlar) önceki sanattan ayrılır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Call Now Button

Pin It on Pinterest

× Whatsapptan Bize Ulaşın